Seni bilmem ama “ben”
Bu kadar bu cümle
Ben
Acımasız ve susmayan bir benle
kol kola gezdiğim sokakta
bir filmi çekiyor aklım
yürürken “ben” “ben”le
Çocuğun elinden tutan babası
Fark etmiyor kendi ben’inin adımlarını
Çocuk yürümüyor da koşuyor sanki peşinden
-yetiş-tepiş; kan-ter ortalık
Yetişir mi hiç ona bacakları?
Sonra fark ediyor adam sabi sübyanını
da
Öyle alıyor kucağına.
Gideceği yeri mi yakınlaştırdı
Velede mi acıdı?
Ve bitiyor kısa metraj bu film
Çoğu şeyi anlattığı
Bir taşa dolanıyor bacaklarım
Dolanıyor da sürüyorum bir yandan
Beri duvarın parçacığını
Başkasının hayatıyla kol kola giderken
Taş beni, ben taşı bırakıyoruz köşede
Eve alınası da değil moloz!
Hangi kaba yemek diye ne koymalı?
Kısa günün bir özeti gibi
Sallanırken elimde torbalar
Hayatımdaki eksikleri de anlatıyorlar
Katlı, duru durdukları yerde
Neyi tamamlayacaklar?
Tamamlar mı diye düşünüyor bu kez
Yanımdan geçen o “biri”
Ki belli filmini çekiyor paralel bir dirsek temasının
Kuruyor beni, elimdekileri, gittiğim o evi
Bir çift çorap, 2 kişilik ? tatlı tabağı,
tela biraz, yarı boyalı tırnaklarıma yakıştırdığı aseton
O beni görüyor derken
Kendimi görüveriyorum başkasının filminde
Demek ki diyorum
Böyle izleniyorum iki saniyede
“Herhangi”’nin gözünde
Yani biraz tela, bir çift çorap
Tatlı da olmalı ceplerimde
Bir torbaya yakışırken “içindekiler”
“içimdekiler”i döküyorum yerlere
Yerler boyalıyken
Çözülüyor renkleri
Ve anlıyorum bunlar oluyor
Herhangi’nin gözünde
Sizde de bu böceklemeler olmuyor mu?
Sadece yürürken?
Sizi bilmem ama ben.
Bu kadar bu cümle:
Ben!
Jehan Barbur
RSS Feed
Twitter
Yazar 

