Seni bilmem ama “ben”
Bu kadar bu cümle
Ben
Acımasız ve susmayan bir benle
kol kola gezdiğim sokakta
bir filmi çekiyor aklım
yürürken “ben” “ben”le
hafif meşrep yalınlığında yalnızlığın
ve yılgınlığında aşka yenik düşmüş
hüzzam makamı çaresizliğin
dokunup kaçarken teninin her bir güftesine
senfonik bir hüzün çatısı bizi gölgeleyen
çiy tanesi de olsan
damıtılmış gül yaprağından
dikenler ne kadar yok sayılabilir
iki ırmak tek olduğunda
çözülmüştür bilinmezin sırrı
suskun avluya bakan pencerede
ömrü tükenen yıl sıkıntısı an
avuçlarda tomur tomur bebek çiçeği
kadın kokusunda doğarken sabah
Böylemi gider giden
Hiçbir şey söylemeden
Sırtladığı umutlar hayaller belkide birlikte yarınlar
Hepsini mi götürür giderken
Nereden aklına gelmişte bu ismi koymuş Ayfer Hanım diye düşündüm. Belki 70′ li yıllarda bu soru komşunun küçük kızı tarafından yöneltilseydi ;
- Hiçbir manimiz yok evladım, buyursunlar, gelsinler der birde üzerine selam söylerdik.
Ama 2011’in Aralığında bu soruyu soran komşunun küçük kızına anında, rahatlıkla aynı cevabı verebilir miydik işte orası muamma …
Saat geceyi ben geçiyor
Bir çingeneden çaldım zamanı,
Kırık, buçuklu, yarım.
Ne tamım, ne tamamım.
içinde büyüdüğümüz,
dışında küçüldüğümüz
eninde sonunda
yeniden mektuba dönüştüğümüz..